CMK m.169/5 uyarınca, işlemde hazır bulunan ilgililere tutanağın okunması veya okumaları için verilmesi zorunluluğu, şüphelinin/sanığın hangi temel hakkının bir yansımasıdır? Bu kuralın ihlalinin pratik sonucu ne olabilir?
Bu zorunluluk, şüphelinin/sanığın CMK m.147'de ve Anayasa m.36'da güvence altına alınan 'savunma hakkı' ve onun bir parçası olan 'hukuki dinlenilme hakkı'nın önemli bir yansımasıdır. Hukuki dinlenilme hakkı, kişinin kendisiyle ilgili bir yargısal işlem hakkında bilgi sahibi olmasını, bu işleme karşı beyanda bulunmasını ve beyanlarının dikkate alınmasını içerir. Tutanağın okunması veya okuması için verilmesi, kişiye, kendi beyanlarının veya işleme ilişkin gözlemlerinin tutanağa doğru ve eksiksiz bir şekilde geçirilip geçirilmediğini kontrol etme imkanı tanır. Bu, savunma hakkının temel bir gereğidir. Çünkü yanlış veya eksik yazılmış bir tutanak, yargılamanın ilerleyen aşamalarında kişinin aleyhine ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu kuralın ihlalinin pratik sonucu, tutanağın 'ispat gücünün zayıflaması'dır. Eğer bir tutanağın ilgilisine okunup onayı alınmamışsa, o kişi veya müdafii, yargılama aşamasında 'tutanaktaki beyanların kendisine ait olmadığını, yanlış veya eksik yazıldığını, baskı altında verildiğini' çok daha güçlü bir şekilde iddia edebilir. Mahkeme, bu usuli eksiklik nedeniyle tutanağın güvenilirliğine şüpheyle yaklaşmak ve iddiaları araştırmak zorunda kalabilir. Bu durum, tutanağın delil olarak değerini önemli ölçüde azaltır. (İlgili metin: cmk-madde-169-sorusturma-evresinde-yapilan-islemlerin-tutanaga-baglanmasi, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.169/5)