Yargıtay içtihatlarına göre, bir kişinin 'iftira' (TCK m.267) suçunu işlemesi için gereken temel unsurlar nelerdir? Bu suçun 'başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması' (TCK m.268) suçundan temel farkı, eylemin niteliği açısından nasıldır?
Yargıtay içtihatlarına göre, 'iftira' suçunun (TCK m.267) oluşması için gereken temel unsurlar şunlardır: 1) Hukuka Aykırı Bir Fiil İsnadı: Fail, mağdura somut bir hukuka aykırı fiil (suç veya idari yaptırım gerektiren bir eylem) isnat etmelidir. 2) Yetkili Makamlara Bildirim: Bu isnat, soruşturma veya idari yaptırım sürecini başlatabilecek yetkili makamlara (savcılık, polis, belediye vb.) 'ihbar veya şikayette bulunarak' ya da 'basın ve yayın yoluyla' yapılmalıdır. 3) Kasıt (Bilme Unsuru): Fail, isnat ettiği fiili mağdurun 'işlemediğini bilerek' hareket etmelidir. Yani özel bir kast aranır. 4) Soruşturma veya Yaptırım Uygulanmasını Sağlama Amacı: Failin amacı, masum olduğunu bildiği mağdur hakkında haksız yere bir adli soruşturma/kovuşturma başlatılmasını veya idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak olmalıdır. Bu suçun, TCK m.268'deki 'başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması' suçundan eylemin niteliği açısından temel farkı şudur: İftira suçunda fail, 'aktif bir eylemle' bir başkasını haksız yere suçlar. Yani, kendisi olayın dışındadır ve bir başkasına yönelik bir isnatta bulunur. TCK m.268'de ise fail, 'pasif bir kimlik gizleme' eylemiyle, kendi işlediği bir suçun sonuçlarını masum bir başkasına yönlendirir. Burada fail, bizzat olayın içindedir (şüpheli/sanıktır) ve kendisini kurtarmak için başkasının kimliğine bürünür. Bu nedenle TCK m.268, iftiranın özel bir işleniş biçimi olarak kabul edilir. (İlgili metin: baskasina-ait-kimlik-bilgilerinin-kullanilmasi-sucu)