Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/151 E. sayılı kararında, 5434 sayılı Kanun kapsamındaki 'fiili hizmet zammı'nın, 2829 sayılı Kanun uyarınca hizmet birleştirmesi sonrası 506 sayılı Kanun'a göre tahsis koşulları belirlenirken sigortalılık başlangıç tarihini neden geriye çekmediği, ancak yaş haddinden indirilebildiği belirtilmiştir. Bu ikili sonucun hukuki gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68314

Bu ikili sonucun hukuki gerekçesi, 'sigortalılık süresine ekleme' ile 'yaş haddinden indirim' mekanizmalarının farklı kanuni dayanaklara ve hukuki niteliklere sahip olmasıdır. 1) Sigortalılık Başlangıcının Geriye Çekilmemesi: Yargıtay'a göre, 'fiili hizmet zammı', adından da anlaşılacağı üzere, mevcut fiili hizmet süresini artıran bir 'zam'dır. Sigortalılık başlangıç tarihini geriye çekmek gibi istisnai bir sonuç doğurması için kanunda bu yönde açık bir hüküm olması gerekir. 5434 sayılı Kanun'da veya hizmet birleştirmesini düzenleyen 2829 sayılı Kanun'da böyle bir hüküm yoktur. Bu zam, var olan bir hizmet süresini uzatır, olmayan bir hizmet süresi (sigortalılık başlangıcı öncesi) yaratmaz. 2) Yaş Haddinden İndirilebilmesi: Yaş haddinden indirim ise farklı bir mekanizmadır ve bunun için özel bir kanuni dayanak mevcuttur. 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesi, bu kanunun Ek 5 ve Ek 6. maddelerine göre (itibari hizmet) ilave edilen gün sayılarının yaş haddinden indirileceğini açıkça düzenlemiştir. Yargıtay, her ne kadar 5434'teki fiili hizmet zammı ile 506'daki itibari hizmet süresi kavramsal olarak farklı olsa da, amaçsal bir yorum yaparak, yaş haddinden indirim sağlama konusunda her iki sürenin de benzer bir koruma sağladığını ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesinin bu indirim için bir dayanak oluşturduğunu kabul etmektedir. Özetle, sigortalılık başlangıcını geriye çekmek için açık kanun hükmü yokken, yaş haddinden indirim için yorum yoluyla uygulanabilecek bir kanun hükmü (506 s.K. Ek m.39) mevcuttur. (İlgili metin: fiili-hizmet-suresi-zammi)