Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/151 E. sayılı kararında, Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilk direnme kararının 'gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki' nedeniyle usulden bozulmasının hukuki dayanağı nedir? Mahkeme kararlarında gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki tutarlılığın önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68311

Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilk direnme kararının bu nedenle usulden bozulmasının hukuki dayanağı, HMK m. 297'de (ve BAM kararları için m. 359) düzenlenen 'hükmün kapsamı'na ilişkin kurallardır. HMK m. 297/1-c, hükmün, 'gerekçeli bir şekilde' tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ile sabit görülen vakıalar ve bunlardan çıkarılan hukuki sonuçları içermesi gerektiğini belirtir. HMK m. 297/2 ise, 'Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların... açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir' der. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki tutarlılığın önemi şudur: Hüküm fıkrası (sonuç kısmı), mahkemenin nihai iradesini yansıtır ve icra edilecek olan kısımdır. Gerekçe ise, mahkemenin bu sonuca nasıl ve hangi hukuki ve fiili nedenlerle ulaştığını açıklar. Gerekçe, hükmün mantıksal temelini oluşturur. Eğer gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki varsa (kararda olduğu gibi, gerekçede orantısal hesaplama savunulurken hükümde zammın tamamına karar verilmesi), mahkemenin gerçekte neye karar verdiği belirsizleşir. Bu durum, kararın denetlenmesini (temyiz incelemesini) imkansız kılar ve kararın infazında tereddütlere yol açar. Bu nedenle, kendi içinde çelişkili bir karar, usulüne uygun olarak oluşturulmamış sayılır ve Hukuk Genel Kurulu tarafından esastan incelenmeden önce usulden bozulur. (İlgili metin: fiili-hizmet-suresi-zammi)