Bir bireyin, kullanılan bir bilişim sistemi (örneğin bir iletişim programı) gerekçe gösterilerek, herhangi bir somut suç şüphesi olmaksızın genel, sürekli ve sistematik olarak takibe alınması, metindeki 'polis devleti' ve 'hukuk devleti' ayrımı açısından nasıl bir anlam ifade eder?
Metinde bu durum, 'hukuk devleti' ilkesinden uzaklaşıp 'polis devleti' anlayışına yaklaşmanın tipik bir örneği olarak sunulmaktadır. Ayrım şu şekildedir: - Hukuk Devleti Anlayışı: Bireyin temel hak ve hürriyetlerinin esas olduğu, devletin gücünün hukukla sınırlandığı bir anlayıştır. Bu anlayışta, haberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliği gibi temel haklara ancak kanunda açıkça belirtilen, somut, belirli ve sınırlı nedenlerle, ölçülülük ilkesine uygun olarak ve genellikle hakim kararıyla müdahale edilebilir. Birey masumiyet karinesinden yararlanır ve 'olağan şüpheli' değildir. - Polis Devleti Anlayışı: Kamu düzeni ve devletin güvenliğinin, bireyin hak ve hürriyetlerinden daha üstün tutulduğu, devletin yetkilerinin geniş ve keyfiliğe açık olduğu bir anlayıştır. Bu anlayışta, sırf bir bilişim sistemini kullanmak gibi genel bir gerekçeyle veya 'kamu otoritesine güven' gibi soyut bir argümanla, bireylerin somut bir suç şüphesi olmaksızın sürekli ve sistematik olarak takip edilmesi meşru görülebilir. Metin, bireyin bir bilişim sistemini kullandığı için genel bir takibe alınmasını, 'sırf suçun adına ve bireyin ismine dayalı, somut gerekçe içermeyen teknik takip' olarak nitelendirmekte ve bunun 'hukuk devleti' ilkesine aykırı olduğunu, 'polis devleti' anlayışının hakimiyetine yol açacağını savunmaktadır. (İlgili metin: onleme-dinlemesi-iliskin-birkac-not)