Resmi belgede sahtecilik (TCK m.204) ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma (TCK m.268) suçlarının birlikte işlenmesi durumunda, neden 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m.44) değil de 'gerçek içtima' kuralları uygulanır? Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2016/7363 sayılı kararını esas alarak açıklayınız.
Farklı neviden fikri içtima (TCK m.44), 'işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılması'nı öngörür. Bu kuralın uygulanabilmesi için ortada 'tek bir fiil' olması gerekir. Resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçlarının birlikte işlendiği durumlarda ise genellikle birden fazla fiil söz konusudur. Yargıtay'ın ilgili kararında da belirtildiği gibi: 1) Birinci Fiil (Sahtecilik): Failin, başkasına ait bir kimlik belgesi üzerinde değişiklik yapması (örneğin fotoğraf yapıştırması) veya sahte bir kimlik belgesi düzenlemesi, başlı başına 'resmi belgede sahtecilik' suçunu oluşturan ayrı bir fiildir. Bu suç, belgenin sahte olarak üretildiği veya değiştirildiği anda tamamlanır. 2) İkinci Fiil (Kullanma): Failin, bu sahte belgeyi, işlediği başka bir suçtan kurtulmak amacıyla yetkili makamlara ibraz etmesi ise 'başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma' suçunu oluşturan ikinci ve bağımsız bir fiildir. Fail, tek bir fiille değil, iki ayrı fiille iki farklı suçu işlemiş olur. Suçların koruduğu hukuki değerler de farklıdır; biri kamu güvenini, diğeri ise adliyenin işleyişini ve masum kişilerin haklarını korur. Bu nedenle, ortada 'tek fiil' koşulu bulunmadığından fikri içtima uygulanamaz. Fail, 'gerçek içtima' kuralları gereğince her iki suçtan da (hem TCK m.204 hem de TCK m.268) ayrı ayrı cezalandırılır. (İlgili metin: baskasina-ait-kimlik-bilgilerinin-kullanilmasi-sucu)