Bir suçla itham edilen ve Türkçe bilmeyen bir sanığa, duruşma tutanaklarının veya mahkeme kararlarının anladığı dilde tercümesinin sağlanması, adil yargılanma hakkının hangi alt ilkesinin bir gereğidir? Metinde bu konuda ileri sürülen görüşü açıklayınız.
Sanığa, kendisiyle ilgili temel yargısal belgelerin (iddianame, duruşma tutanakları, gerekçeli karar vb.) anladığı dilde tercümesinin sağlanması, adil yargılanma hakkının (İHAS m.6) birkaç alt ilkesinin birden gereğidir: 1) Silahların Eşitliği: Sanığın, iddia makamının dayandığı delilleri ve mahkemenin vardığı sonuçları tam olarak anlaması, bunlara karşı etkin bir şekilde savunma yapabilmesi için zorunludur. Anlamadığı bir belgeye karşı savunma yapması beklenemez. 2) Çelişmeli Yargılama: Sanık, duruşma tutanaklarındaki beyanların doğru yansıtılıp yansıtılmadığını veya kararın gerekçelerini anlamadan, yargılamanın içeriğine etki edemez ve tartışmaya katılamaz. 3) Etkili Başvuru Hakkı: Özellikle aleyhe olan bir mahkumiyet kararının gerekçelerini anlamayan bir sanığın, bu karara karşı hangi hukuki gerekçelerle kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvuracağını bilmesi mümkün değildir. Etkili bir kanun yolu başvurusu, kararın içeriğinin anlaşılmasına bağlıdır. Metinde ileri sürülen görüş de bu ilkelere dayanmaktadır. Buna göre, özellikle nihai kararların sanığa anladığı dilden tercümesi eklenerek tebliğ edilmesi gerekir. Hatta, 'Türkçe bilmeyen sanığa anladığı dilden tercüme edilmiş hüküm veya karar gönderilmedikçe, usule uygun tebligatın yapıldığı ve sanık yönünden kanun yolu süresinin işlediği kabul edilememelidir' denilerek, bu durumun kanun yolu sürelerinin başlaması için bir ön koşul olması gerektiği savunulmuştur. (İlgili metin: ceza-yargilamasinda-tercuman-hakki-ve-uygulanmasi)