Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2016/5319 K. sayılı kararında, sanığın kolluk görevlilerine başkasına ait kimliği ibraz ettikten kısa bir süre sonra kendi gerçek kimliğini söylemesi ve tüm işlemlerin gerçek kimliğine göre yapılması durumunda, 'başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması' suçunun (TCK m.268) neden oluşmadığı kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68301

Yargıtay'ın ilgili kararında TCK m.268'deki suçun oluşmadığı kabul edilmesinin temel nedeni, suçun 'netice' unsurunun gerçekleşmemiş olmasıdır. TCK m.268, iftira suçunun özel bir şekli olduğu için, neticesi harekete bitişik bir suç değildir; yani failin başkasının kimliğini kullanması tek başına suçu tamamlamaz. Suçun tamamlanabilmesi için, bu eylem sonucunda kimliği kullanılan masum kişi hakkında bir 'hukuki işleme sebebiyet verilmesi', yani o kişi hakkında bir soruşturma veya kovuşturma yapılmasına neden olunması gerekir. Karara konu olayda, sanık başlangıçta başkasının kimliğini vermiş olsa da, hemen ardından kendi gerçek kimliğini açıklamış ve tüm tutanak ve işlemler (ifade, parmak izi vb.) sanığın gerçek kimliğine göre yapılmıştır. Bu durumda, sanığın eylemi, kimliğini kullandığı masum kişi hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma işlemi başlatılmasına yol açmamıştır. Fail, kendisi hakkındaki soruşturmayı 'engelleyememiş' ve suçu masum bir başkasının üzerine 'yıka-mamıştır'. Suçun neticesi olan 'masum kişi hakkında işlem yapılmasına neden olma' gerçekleşmediği için, suç unsurları itibarıyla oluşmamıştır. Bu nedenle Yargıtay, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (İlgili metin: baskasina-ait-kimlik-bilgilerinin-kullanilmasi-sucu)