TCK m.268'de düzenlenen başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunda, failin henüz kimliği kullanılan kişi hakkında bir soruşturma işlemi yapılmadan önce, kolluk görevlileri tarafından tanınması veya parmak izi sorgusuyla gerçek kimliğinin ortaya çıkarılması durumunda suç oluşur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Hayır, bu durumda TCK m.268'de düzenlenen suç oluşmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örneğin Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2018/149), TCK m.268'deki suçun tamamlanabilmesi için, failin eylemi sonucunda masum olan ve kimliği kullanılan kişi hakkında bir 'soruşturma ve kovuşturma yapılmasına' fiilen neden olunması gerekir. Suçun neticesi, adli makamların yanıltılarak masum bir kişiye karşı harekete geçirilmesidir. Olayda, fail başkasının kimliğini ibraz etse dahi, kolluk görevlilerinin faili tanıması veya parmak izi gibi teknik yöntemlerle gerçek kimliğini hemen tespit etmesi ve tüm adli işlemleri (tutanak, ifade vb.) failin gerçek kimlik bilgileriyle yapması durumunda, suçun neticesi gerçekleşmemiş olur. Yani, failin eylemi, kimliği kullanılan masum kişi hakkında bir soruşturma veya kovuşturma başlatılmasına veya bu yönde bir işlem yapılmasına yol açmamıştır. Fail, kendisi hakkında yapılacak soruşturmayı 'engelleyememiştir'. Bu durumda, suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılmaz, unsurları itibarıyla hiç oluşmamış kabul edilir. Failin eylemi, bu durumda, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesindeki 'kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak' kabahatini oluşturur. (İlgili metin: baskasina-ait-kimlik-bilgilerinin-kullanilmasi-sucu)