Anayasa Mahkemesi'nin 2018/137 E. sayılı kararında, belirli suçlarda tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin 'dosya üzerinden' karara bağlanmasına imkan tanıyan kural, neden Anayasa'nın 19. maddesindeki güvencelere aykırı bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68292

Anayasa Mahkemesi, bu kuralı iki temel nedenle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına aykırı bulmuştur: 1) Makul Aralıklarla Hakim Önüne Çıkma Hakkının İhlali: Kural, tutukluluğa itirazın dosya üzerinden değerlendirilmesinde bir üst sınır öngörmemektedir. Ayrıca, tahliye taleplerinin duruşmalı incelenmesini 90 güne kadar ertelemeye imkan tanımaktadır. Bu durum, şüpheli veya sanığın, tutukluluğunun hukuka uygunluğunu, delillerini ve savunmasını 'hakim veya mahkeme huzurunda sözlü olarak dile getirme' imkanından makul olmayan uzun süreler boyunca yoksun bırakılmasına yol açabilir. Bu, Anayasa'nın 19/8 fıkrasında güvence altına alınan, tutukluluk durumunun kısa sürede karara bağlanmasını isteme ve makul aralıklarla dinlenilme hakkını ihlal eder. 2) Etkili Başvuru Hakkının Zedelenmesi: Kural, mahkemelere tahliye taleplerini, resen yapılan tutukluluk incelemesiyle birleştirerek 30 güne kadar bir süre içinde dosya üzerinden değerlendirme imkanı tanımaktadır. Bu, şüpheli veya sanığın, tutuklama şartlarını ortadan kaldıran yeni ve esaslı bir delil (örneğin, bir tanığın lehe beyanı) sunarak yaptığı bir tahliye talebinin dahi, 30 gün boyunca bir değerlendirmeye tabi tutulmamasına neden olabilir. Bir başvurunun bu kadar uzun süreyle karara bağlanmaması, başvurunun etkinliğini ortadan kaldırır. Bu nedenlerle AYM, kuralların kişi özgürlüğüne yönelik güvenceleri zayıflattığı ve ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna vararak iptaline karar vermiştir. (İlgili metin: anayasa-mahkemesinin-ohal-sonrasi-tedbirlere-iliskin-karari)