Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2017/498 E. sayılı kararında, tapu malikinin tespiti davasında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu yönündeki ilk bozma kararının 'maddi yanılgıdan' kaynaklandığı ve 'usuli kazanılmış hak' oluşturmayacağı belirtilmiştir. 'Maddi yanılgı' ve 'usuli kazanılmış hak' kavramlarını bu karar bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68280

Bu karar bağlamında kavramlar şu şekilde açıklanabilir: - Usuli Kazanılmış Hak: Bir mahkemenin veya Yargıtay'ın, bir usul sorununa (örneğin, görev, yetki, zamanaşımı itirazı) ilişkin verdiği ve taraflardan birinin lehine olan bir ara kararı veya bozma kararından, sonradan dönülememesi ilkesidir. Kural olarak, mahkeme veya Yargıtay, daha önce verdiği bir usuli kararla bağlıdır ve bu karar, lehine olan taraf için 'kazanılmış hak' oluşturur. - Maddi Yanılgı: Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Eğer Yargıtay'ın bozma kararı, açık bir kanun hükmüne aykırılık, bariz bir maddi hata veya gözden kaçırma gibi bir 'maddi yanılgıya' dayanıyorsa, bu hatalı karar usuli kazanılmış hak doğurmaz. Görev konusu, 'kamu düzenine' ilişkindir ve kanunla belirlenir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, ilk bozma kararında, kimlik tespiti davasını yanlış niteleyerek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirtmiştir. Oysa HMK m. 382 ve 383 uyarınca bu tür davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. İkinci temyiz incelemesinde Daire, kendi önceki kararının açık kanun hükmüne (HMK m. 383) aykırı olduğunu, dolayısıyla bir 'maddi yanılgı' içerdiğini kabul etmiştir. Kamu düzenine ilişkin olan görev konusunda yapılan bu bariz hata, karşı taraf lehine bir usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Bu nedenle Daire, önceki hatalı bozma kararından dönerek, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu belirtmiş ve mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiği gerekçesiyle hükmü yeniden bozmuştur. (İlgili metin: hmk-madde-383-gorevli-mahkeme)