Bir kişinin, TMK m. 27 uyarınca 'haklı bir sebebe dayanarak' adının değiştirilmesini istemesi, HMK m. 383 açısından çekişmesiz bir yargı işi olmasına rağmen, neden Sulh Hukuk Mahkemesi'nde değil de Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülür? Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/1591 E. sayılı kararındaki görev uyuşmazlığının çözümünü açıklayınız.
Adın değiştirilmesi davası, HMK m. 382/2-a-2 uyarınca bir 'çekişmesiz yargı' işidir. HMK m. 383'teki genel kurala göre, çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Ancak, HMK m. 383'ün kendisi 'aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece' bu kuralın geçerli olduğunu belirterek istisnalara kapı açmıştır. Adın değiştirilmesi (ve diğer nüfus kayıtlarının düzeltilmesi) davaları için 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde özel bir görev kuralı getirilmiştir. Bu madde, bu tür davaların 'görevli asliye hukuk mahkemesinde' açılacağını açıkça hükme bağlamaktadır. Bu durumda, 5490 sayılı Kanun'daki düzenleme, HMK'daki genel kurala göre 'özel kanun' (lex specialis) niteliğindedir ve öncelikli olarak uygulanır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/1591 E. sayılı kararındaki görev uyuşmazlığı da bu ilkeye dayanılarak çözülmüştür. Sulh Hukuk Mahkemesi ve Asliye Hukuk Mahkemesi'nin karşılıklı görevsizlik kararları üzerine Yargıtay, davanın niteliğinin 5490 sayılı Kanun'un 36. maddesi kapsamına girdiğini ve bu özel hüküm uyarınca görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirleyerek uyuşmazlığı çözmüştür. (İlgili metin: hmk-madde-383-gorevli-mahkeme)