Ceza yargılamasında 'tercüman hakkı'nın, Anayasa'da açıkça düzenlenmemesine rağmen anayasal bir güvence altında olduğu nasıl savunulabilir? Bu hakkın, Anayasa'nın hangi maddesiyle ilişkili olduğunu metindeki argümanlar doğrultusunda açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68259

Metinde de belirtildiği gibi, tercüman hakkı Anayasa'da spesifik olarak düzenlenmemiştir. Ancak bu hakkın, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'Hak arama hürriyeti' ve bu maddenin bir parçası olan 'adil/dürüst yargılanma hakkı' kapsamında anayasal bir güvence altında olduğu savunulur. Anayasa m.36, herkesin 'meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle' yargı mercileri önünde 'iddia ve savunma' hakkına sahip olduğunu belirtir. Meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyen bir kişinin, tercüman yardımı olmaksızın iddia ve savunma hakkını etkin bir şekilde kullanması fiilen imkansızdır. Tercüman, bu kişi için 'meşru vasıta ve yollardan' en temelidir. Ayrıca, Anayasa m.36'da yer alan 'adil yargılanma hakkı' kavramı, Türkiye'nin taraf olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki güvenceleri de içerecek şekilde geniş yorumlanmalıdır. İHAS m.6/3-e, tercüman yardımından ücretsiz yararlanma hakkını adil yargılanma hakkının açık bir unsuru olarak saymıştır. Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve hürriyetlere ilişkin uluslararası antlaşmalar kanun hükmündedir ve kanunlarla çelişmesi halinde antlaşma hükümleri esas alınır. Bu nedenle, Anayasa m.36'daki adil yargılanma hakkı, İHAS m.6 ile birlikte yorumlandığında, tercüman hakkını da kapsayan anayasal bir güvence oluşturur. (İlgili metin: ceza-yargilamasinda-tercuman-hakki-ve-uygulanmasi)