Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ve kişinin kısıtlanmasına (vasi atanmasına) ilişkin bir kararın Türkiye'de tanınması talebi, hangi mahkemenin görev alanına girer? Bu davanın, aile mahkemesi yerine sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği yönündeki Yargıtay 8. HD 2017/6609 E. sayılı kararının gerekçesini açıklayınız.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararına göre, yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş kısıtlama (vesayet) kararının tanınması ve tenfizi talebi, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girer. İlk derece mahkemesi davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakmış ve reddetmiştir, ancak Yargıtay bu görevlendirmenin yanlış olduğunu belirtmiştir. Kararın gerekçesi şudur: Vesayet işleri, Türk hukukunda çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilmektedir. HMK m. 382/2-b-19'da 'vesayet işleri' açıkça çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmıştır. HMK m. 383 ise, aksine özel bir düzenleme olmadıkça çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin 'Sulh Hukuk Mahkemesi' olduğunu hükme bağlamıştır. Yabancı bir mahkeme kararının tanınması ve tenfizi davası da, o kararın Türkiye'de hukuki sonuç doğurmasını sağlamaya yönelik bir istemdir ve niteliği itibarıyla, dayandığı asıl işin (vesayet) hukuki karakterini taşır. Vesayet işi Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiğinden, bu işleme ilişkin yabancı kararın tanınması talebinin de aynı mahkemede görülmesi gerekir. Aile Mahkemesi'nin görevleri 4787 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılmıştır ve vesayet kararlarının tanınması bu görevler arasında yer almamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (İlgili metin: hmk-madde-383-gorevli-mahkeme)