Soruşturma evresinde, müdafi veya vekilin hazır bulunduğu işlemlere ilişkin tutanakta avukatın isim ve imzasına yer verilmesinin (CMK m.169/3) hukuki önemi nedir? Bu kuralın ihlali, tutanağın delil değerini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68249

CMK m.169/3'te yer alan bu kuralın birden fazla önemli hukuki amacı ve sonucu vardır: 1) Savunma Hakkının Güvencesi: Bu kural, şüphelinin veya mağdurun, soruşturmanın kritik aşamalarında (ifade, sorgu vb.) hukuki yardımdan fiilen yararlandığının resmi bir kaydıdır. Avukatın imzası, işlemin onun huzurunda ve kontrolünde yapıldığını, dolayısıyla sanığın haklarının (susma hakkı, lehe delil toplama talebi vb.) korunması için gerekli ortamın sağlandığını teyit eder. 2) İşlemin Usule Uygunluğunun Teyidi: Avukatın varlığı ve imzası, işlemin kanuna uygun yürütüldüğüne, yasak usullere (baskı, tehdit, kötü muamele) başvurulmadığına dair güçlü bir karine oluşturur. Avukat, usule aykırı bir durum gördüğünde bunu tutanağa şerh düşebilir veya imzalamaktan kaçınabilir. 3) Tutanağın Delil Değerini Güçlendirme: Müdafi veya vekilin imzasını taşıyan bir tutanak, içerdiği beyanların özgür iradeyle verildiği ve doğru bir şekilde zapta geçirildiği konusunda daha yüksek bir ispat gücüne sahip olur. Bu kuralın ihlali, yani avukat hazır bulunduğu halde ismine ve imzasına yer verilmemesi, tek başına tutanağı geçersiz kılmaz. Ancak bu durum, ciddi bir usul hatasıdır ve tutanağın delil değerini önemli ölçüde zayıflatır. Yargılama aşamasında, sanık veya müdafi, işlemin avukatın yokluğunda yapıldığı veya beyanların yanlış geçirildiği iddiasını daha güçlü bir şekilde ileri sürebilir. Mahkeme, bu tür bir usuli eksikliği, tutanağın güvenilirliğini değerlendirirken dikkate almak zorundadır. (İlgili metin: cmk-madde-169-sorusturma-evresinde-yapilan-islemlerin-tutanaga-baglanmasi, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.169/3)