Anayasa Mahkemesi'nin 2018/137 E. sayılı kararında, OHAL sonrası dönem için getirilen ve haklarında inceleme yürütülen kişilerin 'eş ve çocuklarına' ilişkin her türlü bilgi ve belgenin soruşturma makamlarına verilmesini öngören kural, hangi temel gerekçeyle Anayasa'ya aykırı bulunmuştur?
Anayasa Mahkemesi, bu kuralı 'meşru amaç' yokluğu nedeniyle Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Temel hak ve hürriyetlere getirilen bir sınırlamanın anayasal olarak geçerli olabilmesi için, öncelikle Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen meşru amaçlardan birine (milli güvenlik, kamu düzeni vb.) dayanması gerekir. İncelenen kural, sadece hakkında inceleme ve soruşturma yürütülen kişinin değil, onunla birlikte 'eşi ve çocuklarının' da kişisel verilerinin (telekomünikasyon kayıtları dahil) toplanmasına izin vermektedir. AYM'ye göre, bir kişi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, sırf akrabalık bağına dayanarak, haklarında herhangi bir suç şüphesi veya soruşturma bulunmayan eş ve çocukların kişisel verilerinin toplanmasının, soruşturmanın amacına hizmet eden meşru bir dayanağı yoktur. Bir kişinin yakınlarının, onun eylemleri nedeniyle otomatik olarak şüphe altında bırakılması ve özel hayatlarına müdahale edilmesi, hukuk devletinin temel ilkeleriyle ve masumiyet karinesiyle bağdaşmaz. Soruşturmanın meşru amacı, ancak suçla ilgisi kurulabilen kişilere yönelik tedbirleri haklı kılabilir. AYM, eş ve çocuklar yönünden böyle bir meşru amaç bulunmadığı için, kuralın bu kısmını kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına (Anayasa m.20) aykırı bulmuş ve iptal etmiştir. (İlgili metin: anayasa-mahkemesinin-ohal-sonrasi-tedbirlere-iliskin-karari)