Tacir olan bir kiracının, kira sözleşmesi yaparken 'basiretli bir iş insanı gibi hareket etme' yükümlülüğü (TTK m. 18/2), kiralananın hukuki ayıplarından kiraya verenin sorumluluğunu hangi durumlarda sınırlar veya ortadan kaldırır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68244

Tacir kiracının 'basiretli davranma yükümlülüğü', kiraya verenin ayıptan sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz, ancak özellikle kiracının kendi faaliyet alanıyla ilgili 'hukuki ayıplar' söz konusu olduğunda önemli ölçüde sınırlar. Sınırlamanın ortaya çıktığı durumlar şunlardır: 1) Ayıbın Tacirin Faaliyet Alanıyla İlgili Olması: Eğer hukuki ayıp (örneğin, belirli bir tür imalat için ruhsat alınamaması, çevre mevzuatına uygun olmama), doğrudan tacirin ticari faaliyetinin niteliğiyle ilgiliyse, tacirin bu durumu sözleşme yapmadan önce araştırması ve bilmesi beklenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/3 E. sayılı kararında olduğu gibi, bir depoyu imalathane olarak kullanmak isteyen tacirin, o bölgedeki imar ve ruhsat durumunu bilmesi basiretli davranışın bir gereğidir. 2) Ayıbın Öngörülebilir Olması: Tacir, sıradan bir kiracıdan farklı olarak, yapacağı işin gerektirdiği yasal izinleri, kısıtlamaları ve prosedürleri bilmek veya en azından araştırması gereken bir profesyoneldir. Bu nedenle, basit bir araştırmayla ortaya çıkabilecek bir hukuki ayıp, tacir açısından 'gizli ayıp' niteliğini kaybedebilir. 3) Sözleşmesel Amaca Uygunluk: Kiralanan yer, sözleşmede belirtilen amaca (örneğin, depo) uygun, ancak kiracının sözleşme dışı amacına (örneğin, imalathane) uygun değilse, kiraya verenin sorumluluğundan bahsedilemez. Tacir kiracı, sözleşmede belirtilen amaca uygun teslim aldığı bir yerde, kendi öngörüsüzlüğü nedeniyle gerçekleştiremediği sözleşme dışı bir faaliyet için kiraya vereni sorumlu tutamaz. Bu durumlarda, kiracının basiret yükümlülüğünü ihlal etmesi, ayıbın sonuçlarına kendisinin katlanması gerektiği anlamına gelir. (İlgili metin: kiracinin-tacir-olmasi)