506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesi, emeklilikte kademeli bir geçiş sistemi öngörmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/151 E. sayılı kararında, davacının sigortalılık süresi belirlenirken fiili hizmet süresi zammının tamamının mı yoksa orantısal bir kısmının mı dikkate alınması gerektiği yönündeki uyuşmazlık nasıl ortaya çıkmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68241

Uyuşmazlık, 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin kademeli yaş hadlerini belirlerken kullandığı '23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresi' kriterinin nasıl hesaplanacağı noktasında ortaya çıkmıştır. Davacı, hak kazandığı toplam 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının tamamının, 23.05.2002'den önce geçmiş bir hizmetmiş gibi kabul edilerek, bu tarihteki sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğini ve böylece daha avantajlı bir yaş haddi kademesine girmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı Kurum (SGK) ise, 2018/38 sayılı Genelgesi doğrultusunda, fiili hizmet süresi zammının tamamının değil, sadece sigortalının 23.05.2002 tarihine kadar olan fiili hizmet süresiyle orantılı olarak hak kazandığı kısmının bu tarihteki sigortalılık süresine eklenebileceğini savunmuştur. Örneğin, bir kişi toplam 10 yıl çalışmış ve 2 yıl zam almışsa, ancak bu 10 yılın 5 yılı 23.05.2002'den önce ise, Kurum sadece 1 yıllık (orantısal) zammın hesaba katılması gerektiğini iddia etmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararının gerekçesinde, Kurumun bu 'orantısal hesaplama' yönteminin 5434 sayılı Kanun'un 33. maddesi ve 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin ruhuna uygun olduğunu belirterek, uyuşmazlığın bu noktada toplandığını ifade etmiştir. (İlgili metin: fiili-hizmet-suresi-zammi)