Miras bırakanın, mallarını sağlığında mirasçıları arasında makul ölçülerde ve dengeli bir biçimde paylaştırması durumunda, neden 'mirasçıdan mal kaçırma amacı'nın varlığından söz edilemez? Bu durumun hukuki dayanağı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68239

Miras bırakanın, mallarını sağlığında mirasçıları arasında makul ve dengeli bir şekilde paylaştırması durumunda 'mirasçıdan mal kaçırma amacı'nın varlığından söz edilememesinin temel nedeni, bu durumda miras bırakanın iradesinin 'aldatma' veya 'miras hakkını ihlal etme' değil, 'terekesini pay etme' olmasıdır. Muris muvazaası suçunun temel unsurlarından biri 'mirasçıları aldatma amacı'dır. Eğer miras bırakan, tüm mirasçılarını gözeterek ve aralarında hakkaniyete uygun bir denge kurarak bir paylaştırma yapıyorsa, bu eylemde bir aldatma kastı bulunmaz. Bu durum, uygulamada 'denkleştirme' olarak da adlandırılır ve miras bırakanın tasarruf özgürlüğünün bir yansıması olarak kabul edilir. Her ne kadar bu paylaştırma sonucunda bir mirasçı diğerinden biraz daha az mal almış olsa da, paylaştırmanın genelindeki denge ve tüm mirasçıları kapsama iradesi, işlemin muvazaalı olmadığını gösterir. Bu durumda, miras bırakanın kötü niyetli hareket etmediği, aksine aile içi mal varlığı düzenlemesi yaptığı kabul edilir. Bu yorumun hukuki dayanağı, Yargıtay'ın 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın ruhu ve bu karara dayanan yerleşik içtihatlardır. Karar, muvazaanın temelinde yatan aldatma kastını merkeze alır; bu kastın yokluğu halinde muvazaadan söz edilemez. (İlgili metin: muvazaa-mirastan-mal-kacirma-davasi)