Anayasa Mahkemesi'nin 2018/137 E. sayılı kararında, OHAL sonrası dönemde belirli suçlarda tutukluluk incelemelerinin 'en geç doksanar günlük sürelerle kişi veya müdafii dinlenilmek suretiyle' yapılmasına imkan tanıyan kural, Anayasa'nın hangi maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir?
Anayasa Mahkemesi, söz konusu kuralı Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında güvence altına alınan 'kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı'na aykırı bularak iptal etmiştir. Anayasa'nın 19/8 fıkrası, tutuklu kişilerin, durumlarının 'kısa bir sürede' karara bağlanmasını ve salıverilmelerini isteme haklarını güvence altına alır. Bu hakkın etkin bir şekilde kullanılabilmesi için, tutukluluğa ilişkin iddia ve savunmaların 'makul aralıklarla' hakim veya mahkeme önünde sözlü olarak dile getirilmesi imkanının tanınması gerekir. AYM'ye göre, bir kişinin hakim veya mahkeme huzuruna çıkıp tutukluluğuna ilişkin beyan ve delillerini sunmadan 'doksan gün' gibi uzun bir süreyle özgürlüğünden yoksun bırakılması, Anayasa'nın aradığı 'makul süre' güvencesiyle bağdaşmamaktadır. Kişinin, tutuklama şartlarını ortadan kaldıran esaslı bir delil sunsa dahi, bunu sözlü olarak dile getirme imkanından bu kadar uzun bir süre mahrum bırakılması, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına 'ölçüsüz' bir sınırlama getirmektedir. Bu gerekçeyle, tutukluluk incelemelerinin duruşmalı yapılmasını 90 güne kadar ertelemeye imkan tanıyan kural iptal edilmiştir. (İlgili metin: anayasa-mahkemesinin-ohal-sonrasi-tedbirlere-iliskin-karari, İlgili Anayasa Maddesi: m.19/8)