Muris muvazaası davasında, miras bırakanın mallarını sağlığında mirasçıları arasında paylaştırması, hangi koşullarda geçerli bir 'denkleştirme' olarak kabul edilir ve muvazaa iddiasını bertaraf eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68228

Miras bırakanın sağlığında mallarını mirasçıları arasında paylaştırması, her zaman geçerli bir 'denkleştirme' olarak kabul edilmez. Yargıtay uygulamasına göre, bu eylemin muvazaa iddiasını bertaraf edebilmesi için iki temel koşulun bir arada bulunması gerekir: 1) Kapsayıcılık: Paylaştırmanın, makul bir istisna olmaksızın, tüm mirasçıları kapsaması gerekir. Miras bırakanın sadece bir veya birkaç gözde mirasçısına mal verip diğerlerini dışarıda bırakması, 'paylaştırma' değil, 'mal kaçırma' iradesini gösterir. 2) Makul Denge: Paylaştırmada mirasçılar arasında tam bir matematiksel eşitlik aranmaz. Ancak, paylar arasında 'makul ve hoşgörü sınırlarını aşan' bir dengesizlik de bulunmamalıdır. Bir mirasçıya çok değerli mülkler verilirken diğerine çok cüzi bir pay verilmesi veya sembolik bir mal bırakılması, yine paylaştırma amacını zedeler ve aldatma kastının varlığına işaret eder. Eğer bu iki koşul sağlanmışsa, yani miras bırakan tüm mirasçılarını kapsayacak şekilde ve aralarında makul bir denge gözeterek mallarını paylaştırmışsa, artık onun niyetinin mirasçıdan mal kaçırmak değil, terekesini sağlığında düzenlemek olduğu kabul edilir. Bu durumda, 'mirasçıları aldatma amacı' unsuru gerçekleşmediğinden muris muvazaası davası reddedilir. Bu durumun tespiti için mahkeme, tüm mirasçılara verilen mal ve kıymetleri, tanık beyanları ve bilirkişi raporları ışığında bütüncül olarak değerlendirir. (İlgili metin: muvazaa-mirastan-mal-kacirma-davasi)