Türkçe bilmeyen bir sanığa, yargılama sonunda verilen ve aleyhine olan mahkumiyet hükmünün sadece Türkçe olarak tebliğ edilmesi, kanun yollarına başvuru süresinin başlaması açısından bir sorun teşkil eder mi? Metindeki görüş doğrultusunda bu durumu değerlendiriniz.
Metinde bu konuda ileri sürülen görüş, Türkçe bilmeyen sanığa anladığı dilde tercüme edilmiş bir hüküm gönderilmedikçe, usule uygun bir tebligatın yapıldığının ve sanık yönünden kanun yolu (istinaf, temyiz) süresinin işlemeye başladığının kabul edilememesi gerektiği yönündedir. Bu görüşün temelinde, 'adil yargılanma hakkı' ve bu hakkın bir unsuru olan 'etkili başvuru hakkı' yatmaktadır. Bir sanığın, aleyhine kurulan hükmün içeriğini, gerekçelerini ve hangi suçtan ne kadar ceza aldığını anlamadan, bu hükme karşı etkin bir şekilde kanun yoluna başvurması beklenemez. Kanun yoluna başvuru, hükmün hukuka aykırı olduğu düşünülen yönlerinin belirtilmesini gerektirir. İçeriği anlaşılmayan bir hükme karşı yapılacak bir başvuru, şekli bir işlemden öteye gidemez. Dolayısıyla, tebligatın amacı sadece bir evrakı muhatabına ulaştırmak değil, aynı zamanda muhatabın o evrakın içeriğinden haberdar olmasını sağlamaktır. Türkçe bilmeyen bir sanık için bu haberdar olma, ancak hükmün anladığı dile çevrilmesiyle mümkün olur. Bu nedenle, çeviri eklenmeden yapılan tebligatın kanun yolu sürelerini başlatmaması gerektiği savunulmaktadır. Ancak metnin sonunda, bu ideal bir durum olmakla birlikte, mevcut yasal altyapının olağanüstü kanun yolları için bunu zorunlu kılmadığı ve önceliğin soruşturma/kovuşturma aşamasındaki tercümanlık sorunlarının çözümünde olması gerektiği de belirtilerek, mevcut uygulamadaki zorluklara işaret edilmiştir. (İlgili metin: ceza-yargilamasinda-tercuman-hakki-ve-uygulanmasi)