Muris muvazaası davasında, miras bırakanın taşınmazını devrettiği kişinin, bu taşınmazı satın alacak ekonomik güce sahip olmaması, tek başına muvazaanın kanıtı mıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, delillerin bütüncül değerlendirilmesi ilkesi açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68204

Hayır, devralanın alım gücünün olmaması tek başına muvazaanın kesin kanıtı değildir, ancak çok güçlü bir karinedir. Yargıtay, muris muvazaası davalarında tek bir delile veya karineye dayanarak karar verilmesini doğru bulmaz; delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunur. Yargıtay 1. HD'nin 2014/14001 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, 'akitte gösterilen bedel ile gerçek bedel arasında her ne kadar fahiş bir fark var ise de bu husus tek başına muvazaanın kanıtı olamaz.' Bu ilke, devralanın ekonomik gücünün olmaması durumu için de geçerlidir. Mahkeme, kararını verirken şu gibi birçok olguyu birlikte değerlendirmelidir: - Devralanın alım gücünün olup olmadığı, - Tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark, - Miras bırakanın malını satmak için makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, - Taraflar arasındaki kişisel ilişki (minnet, bakım, husumet vb.), - Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, - Olayların olağan akışına uygunluk, - Tanık beyanları. Devralanın ekonomik durumunun yetersizliği, bu unsurlardan sadece biridir. Ancak, özellikle satış bedeli ile gerçek değer arasında fahiş fark olması gibi diğer güçlü karinelerle birleştiğinde, işlemin muvazaalı olduğu yönünde çok kuvvetli bir delil teşkil eder ve ispat yükünü fiilen davalıya çevirebilir. (İlgili metin: muvazaa-mirastan-mal-kacirma-davasi)