Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/151 E., 2024/359 K. sayılı kararında, davacının dava tarihinden sonraki bir tarihte emekli olabileceğinin tespitini istemesinin 'hukuki yarar' yokluğu açısından nasıl değerlendirildiğini ve bu değerlendirmenin usul hukukundaki temel ilkelerle ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68194

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin bozma kararında, davacının dava tarihinden sonraki bir tarihte (18.08.2021) emeklilik başvurusu yapabileceğinin tespitini istemesi, 'hukuki yarar' yokluğu nedeniyle eleştirilmiştir. Bu eleştirinin temelinde yatan usul hukuku ilkeleri şunlardır: 1) Davanın Açıldığı Tarihteki Koşullara Göre Karar Verilmesi: Kural olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki koşullara göre hükme bağlanır. Gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bir duruma ilişkin 'ileriye etkili' bir tespit hükmü kurulması, usul hukukunun temel prensiplerine aykırıdır. 2) Hukuki Yarar Dava Şartıdır: Davacının bir davayı açabilmesi için o davayı açmakta korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Olayda, davacının talep ettiği emeklilik tarihi henüz gelmemiştir. Bu tarihin gelip gelmeyeceği, geldiğinde davacının tahsis talebinde bulunup bulunmayacağı, o tarihe kadar yasal mevzuatın değişip değişmeyeceği belirsizdir. Bu belirsizlikler, davacının dava açtığı anda 'güncel' bir hukuki yararının bulunmadığı şeklinde yorumlanmıştır. 3) İnfaz Kabiliyeti: Mahkeme kararlarının infaz edilebilir nitelikte olması gerekir. Geleceğe yönelik ve şarta bağlı bir tespit kararının infaz kabiliyeti yoktur ve bu durum usul ekonomisine de aykırıdır. Ancak, direnme kararını inceleyen Hukuk Genel Kurulu'nun (2) numaralı uyuşmazlığa ilişkin değerlendirmesinde, dosyada davacının 21.03.2017 tarihli bir tahsis talebinin bulunduğuna dikkat çekilmiştir. Bu durum, aslında davacının Kurum'a başvurduğunu ve talebinin reddedilmesiyle güncel bir uyuşmazlığın doğduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Kurul, ilk bozma kararındaki soyut 'hukuki yarar yokluğu' gerekçesi yerine, mevcut tahsis talebinin değerlendirilmesi gerektiği yönünde bir ilave gerekçeyle kararı bozmuştur. Bu, davacının aslında hukuki yararının var olduğunu zımnen kabul etmektedir. (İlgili metin: fiili-hizmet-suresi-zammi)