Yargıtay içtihatlarına göre, 'suçtan zarar gören' ve 'mağdur' kavramları arasındaki ayrım nedir? CMK m.234'te 'mağdur' ile 'şikayetçi'nin haklarının birlikte düzenlenmesi, bu kavramların kapsamı hakkında nasıl bir yoruma yol açmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68188

Yargıtay'ın bazı kararlarında (örneğin metinde atıf yapılan YCGK 2006/9-155 E. kararı) 'mağdur' ve 'suçtan zarar gören' kavramları arasında bir ayrım yapılmaktadır. Bu ayrıma göre: - Mağdur: Suçun işlenmesiyle hukuki değeri (konusu) doğrudan ihlal edilen kişidir. Yani suçtan 'doğrudan doğruya' zarar görendir. Örneğin, yaralama suçunda yaralanan kişi, hırsızlık suçunda malı çalınan kişi mağdurdur. - Suçtan Zarar Gören: Suçun işlenmesiyle hukuki değeri dolaylı olarak etkilenen, doğrudan mağdur olmamakla birlikte suçtan zarar gören diğer gerçek veya tüzel kişilerdir. Örneğin, öldürülen kişinin yakınları, hakaret edilen tüzel kişinin ortakları suçtan (dolaylı) zarar gören olarak kabul edilebilir. Ancak bu ayrım Yargıtay'ın tüm kararlarında tutarlı değildir. Metinde de belirtildiği gibi, bazı güncel kararlar 'suçtan zarar gören' olabilmek için de 'doğrudan zarar' şartı aramaktadır. CMK m.234'te 'mağdur' ile 'şikayetçi'nin haklarının birlikte düzenlenmesi, doktrinde farklı yorumlara yol açmıştır. Bir yoruma göre, 'mağdur' ile doğrudan zarar gören kastedildiğine göre, 'şikayetçi' ifadesiyle de 'dolaylı olarak zarar görenlerin' (yani suçtan zarar görenlerin) kastedildiği ve onların da bu haklardan yararlanmasının amaçlandığı kabul edilmelidir. Zira takibi şikayete bağlı olmayan bir suçta, suçtan zarar gören kişi de bir 'şikayetçi' sıfatıyla sürece dahil olabilir. Bu yorum, kanun koyucunun 'suçtan zarar gören' ve 'şikayetçi' kavramlarını bazen eş anlamlı veya birbirini kapsayacak şekilde kullandığını göstermektedir. Bu durum, kanundaki kavramsal belirsizliğin bir sonucudur. (İlgili metin: tuzel-kisilerin-suctan-zarar-goren-sifati-ile-kamu-davasina-katilabilmesi)