Miras bırakanın taşınır bir malını (örneğin bir otomobil), mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla görünüşte satış, gerçekte ise bağışlama yoluyla devretmesi halinde, bu işlemin hukuki geçerliliği ne olur? Bu durumun tapulu taşınmaz devrinden farkını Yargıtay 1. HD'nin 2014/3526 K. sayılı kararı temelinde açıklayınız.
Taşınır bir malın (otomobil) muris muvazaası ile devredilmesi halinde, işlem hukuken geçerli kabul edilir ve tapu iptal ve tescil davası gibi bir sonuç doğurmaz. Bu durumun tapulu taşınmaz devrinden temel farkı, gizli sözleşmenin tabi olduğu şekil şartıdır. Yargıtay 1. HD'nin 2014/3526 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, süreç şu şekilde işler: 1) Görünüşteki İşlem (Satış): Tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için muvazaa nedeniyle geçersizdir. Bu yönüyle tapulu taşınmaz muvazaası ile aynıdır. 2) Gizli İşlem (Bağışlama): Tarafların gerçek iradesini yansıtan bu işlem, taşınır mallar için herhangi bir resmi şekil şartına tabi değildir. Borçlar Kanunu'na göre taşınır malların 'elden bağışlanması', malın zilyetliğinin bağışlanana teslim edilmesiyle tamamlanır ve geçerlilik kazanır. Tapulu taşınmazlarda ise gizli bağış sözleşmesi, kanunun aradığı resmi şekil (tapuda yapılma) şartına uyulmadığı için geçersiz sayılmaktadır. Ancak taşınır mallarda böyle bir şekil şartı olmadığından, gizli olan bağışlama işlemi geçerlidir. Sonuç olarak, görünürdeki işlem geçersiz olsa dahi, altta yatan ve şekle tabi olmayan gizli bağışlama işlemi geçerli olduğundan, malın mülkiyeti devralana geçmiş olur. Bu nedenle mirasçılar, taşınır malın terekeye iadesi için muris muvazaası davası açamazlar. (İlgili metin: muvazaa-mirastan-mal-kacirma-davasi)