5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesi ile TCK m.206 arasındaki ilişkiyi, 'başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma' eylemi bağlamında değerlendiriniz. Bir kişinin, hakkında suç soruşturması olmayan bir durumda, sadece kimlik kontrolü yapan polise kardeşinin adını söylemesi hangi hukuki yaptırıma tabi olur?
TCK m.206 (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan) ve Kabahatler Kanunu m.40 (Kimliği bildirmeme) arasındaki temel ayrım, beyanın 'resmi bir belgenin düzenlenmesi' amacıyla yapılıp yapılmadığıdır. TCK m.206'daki suçun oluşması için, yalan beyanın, hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir resmi belgenin (soruşturma tutanağı, trafik cezası tutanağı, nüfus kayıt örneği vb.) düzenlenmesine esas teşkil etmesi gerekir. Kabahatler Kanunu m.40 ise, görevle bağlantılı olarak sorulduğunda, bir resmi belge düzenlenmesi gerekmeyen durumlarda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmayı yaptırıma bağlayan daha hafif ve genel bir düzenlemedir. Somut soruya gelince, bir kişinin hakkında herhangi bir suç soruşturması veya idari yaptırım işlemi olmaksızın, rutin bir kimlik kontrolü sırasında polise kardeşinin adını söylemesi ve bu beyana dayanılarak herhangi bir tutanak veya resmi belge düzenlenmemesi halinde, TCK m.206'nın unsurları oluşmaz. Çünkü yalan beyan, bir resmi belgenin içeriğini sahte olarak oluşturmamıştır. Bu eylem, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesi kapsamında 'görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak' kabahatini oluşturur ve idari para cezası ile cezalandırılır. Eğer polis bu beyana inanıp kardeşinin adına bir tutanak düzenleseydi, eylem TCK m.206'ya dönüşürdü. (İlgili metin: baskasina-ait-kimlik-bilgilerinin-kullanilmasi-sucu)