Ceza muhakemesinde bir tüzel kişinin 'suçtan zarar gören' sıfatıyla kamu davasına katılabilmesi (CMK m.237) için Yargıtay'ın aradığı 'doğrudan zarar' kriteri nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/5-563 E. sayılı kararı ışığında, 'itibar zedelenmesi' veya 'güven kaybı' gibi zararların bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmediğini tartışınız.
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, bir gerçek veya tüzel kişinin CMK m.237 uyarınca 'suçtan zarar gören' sıfatıyla kamu davasına katılabilmesi için suçtan 'doğrudan doğruya' zarar görmüş olması gerekmektedir. Yargıtay, 'dolaylı' veya 'muhtemel' zararları davaya katılma hakkı için yeterli görmemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.03.2020 tarihli, 2017/5-563 E. ve 2020/171 K. sayılı kararında bu kriter açıkça yinelenmiştir. Bu karara ve genel uygulamaya göre 'doğrudan zarar', suçun konusunu oluşturan hukuki değerin ihlaliyle ortaya çıkan zarardır. Örneğin, hırsızlık suçunda malı çalınan kişi doğrudan zarar görendir. Yargıtay, bir tüzel kişinin, işlenen bir suç nedeniyle hukuki veya cezai sorumlulukla karşılaşıp 'tazminat ödemesi', 'itibarının zedelenmesi' veya 'güven kaybına' uğraması gibi durumları 'doğrudan zarar' olarak kabul etmemektedir. Bunlar 'dolaylı zarar' olarak nitelendirilmekte ve bu tür zararlara dayanarak tüzel kişinin kamu davasına katılmasına olanak tanınmamaktadır. Metinde de belirtildiği gibi bu yorum, CMK m.237'de 'doğrudan' veya 'dolaylı' şeklinde bir ayrım yapılmamış olması ve zararın maddi veya manevi olabileceği kabulü karşısında eleştirilmektedir. Ancak Yargıtay'ın güncel ve istikrarlı uygulaması, manevi nitelikteki bu tür zararları dolaylı kabul ederek katılma taleplerinin reddedilmesi yönündedir. Bir tüzel kişinin dolaylı zararla katılabilmesi, ancak 5607 sayılı Kanun'da Gümrük İdaresi'nin katılması gibi özel bir kanun hükmünün varlığı halinde mümkündür. (İlgili metin: tuzel-kisilerin-suctan-zarar-goren-sifati-ile-kamu-davasina-katilabilmesi, İlgili kanun maddesi: CMK m.237)