Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) davasında, taşınmazı devralan kişinin ekonomik durumunun yetersiz olması ve satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fahiş fark, Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilmektedir?
Yargıtay, bu iki olguyu muris muvazaasının varlığına dair güçlü karineler olarak kabul etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2015/1531 sayılı kararına göre, temlik tarihinde taşınmazı devralan kişinin böyle bir ekonomik güce sahip olmaması ve tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın o tarihteki gerçek değeri arasında fahiş bir fark bulunması, işlemin aslında bağış olduğu ve satış sözleşmesinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığına işaret eder. Bu durum, 'görünüşteki işlem' olan satışın geçersiz, 'gizli işlem' olan bağışın ise tapulu taşınmazlar için aranan resmi şekil şartına uyulmadığından yine geçersiz sayılmasına yol açar. Bu deliller, miras bırakanın gerçek amacının mal kaçırmak olduğu yönündeki iddiayı kuvvetlendirir. (Kaynak: muvazaa-mirastan-mal-kacirma-davasi.html)