Susma ve kendini suçlamama hakkı ('nemo tenetur' ilkesi), Anayasa'nın 38/5. maddesi ve CMK'nın 48. maddesi bağlamında, sadece suç isnadı altındaki şüpheli/sanıklar için mi geçerlidir, yoksa tanıkları da kapsar mı? AYM'nin Yakup Güneş kararında bu ilkenin kapsamı nasıl genişletilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #67040

'Nemo tenetur' ilkesi, öncelikli olarak suç isnadı altındaki kişileri korur. Ancak AYM, Yakup Güneş kararında (B. No: 2019/15907), bu hakkın sadece suç isnadı altındaki kişilerle sınırlı olmadığını, Anayasa m. 38/5'in herhangi bir sıfat ayrımı yapmadığını vurgulamıştır. Mahkeme, 'tanık da olsa bir kişinin, vereceği beyanın hakkında suç isnadında bulunulmasına veya mevcut isnatların ispat edilmesinde kullanılmasına neden olabileceği hallerde beyanda bulunmaya zorlanamayacağını' belirtmiştir. CMK m. 48, tanığın kendisini 'ceza kovuşturmasına uğratabilecek' sorulardan çekinme hakkını düzenlerken, AYM bu hakkı, tanığın hakkında devam eden bir yargılamada aleyhine delil oluşturabilecek veya yeni bir suç isnadına yol açabilecek durumları da kapsayacak şekilde geniş yorumlamıştır. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/susma-ve-kendini-suclamama-hakkinin-taniklikta-yeri)