Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/765 E. sayılı kararında, Cumhuriyet savcısının duruşmasına katılmadığı asliye ceza veya çocuk mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin 1412 sayılı CMUK m. 310'un kıyasen uygulanmasıyla belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Daire, bu kıyasen uygulama sonucunda sürenin 'bir hafta' mı yoksa 'bir ay' mı olduğunu hangi gerekçelerle savunmuştur?
Kararda Yargıtay 16. CD, sürenin 'bir hafta' olması gerektiğini savunmuştur. Gerekçeleri şunlardır: 1) CMUK m. 310/3'teki bir aylık süre, sadece sulh ceza mahkemeleri için öngörülmüş özel bir hükümdür ve kıyasen asliye ceza mahkemelerine uygulanamaz. 2) 5271 sayılı CMK'nın genel hükümleri (m. 35, 38, 260) uygulanmalıdır. CMK m. 35/2'ye göre kararlar hazır bulunmayan 'ilgili'ye tebliğ edilir ve savcı da bu 'ilgili' kapsamındadır. Tebliğden itibaren işleyecek süre ise, kanundaki genel süre olan bir haftadır. 3) 'Tarafların eşitliği' ilkesi gereği, sanığa ve katılana tanınan bir haftalık sürenin savcı için bir ay olarak kabul edilmesi bu ilkeyi ihlal eder. Bu nedenle, savcının temyiz süresi de kararın kendisine tebliğ edildiği (görüldü yapıldığı) tarihten itibaren bir haftadır. (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-38-ve-38a-cumhuriyet-bassavciligina-yapilan-tebligat.html)