Tutukluluğun devamı kararlarında, masumiyet karinesi dikkate alınarak, ulusal adli mercilerin yerine getirmesi gereken temel yükümlülükler nelerdir? (AİHM içtihatları ışığında)
AİHM içtihatlarına göre, tutukluluğun devamı kararlarında ulusal adli mercilerin (hakim/mahkeme) temel yükümlülükleri şunlardır: 1) Gerekçelendirme Yükümlülüğü: Tutukluluğun devamına karar verilirken, soyut ve genel ifadeler yerine, somut olayın özelliklerine dayanan, 'uygun ve yeterli' gerekçeler sunulmalıdır. Sadece suçun ağırlığı veya kanundaki katalog suçlardan olması tek başına yeterli bir gerekçe değildir. Kaçma şüphesi veya delilleri karartma tehlikesi gibi tutuklama nedenlerinin somut olgularla desteklenmesi gerekir. 2) Bireysel Değerlendirme Yükümlülüğü: Mahkeme, her bir tutukluluk incelemesinde, kişinin bireysel durumunu ve davanın geldiği aşamayı yeniden değerlendirmelidir. Şartlar değişmişse (örneğin deliller toplanmışsa), tutukluluğun devamı için yeni ve geçerli gerekçeler bulunmalıdır. 3) Alternatif Tedbirleri Değerlendirme Yükümlülüğü: Mahkeme, tutuklamanın en son çare (ultima ratio) olduğu ilkesi gereği, adli kontrol gibi daha hafif koruma tedbirlerinin neden yetersiz kalacağını kararında tartışmalı ve açıklamalıdır. 4) Yargılamada Özel İhtimam Gösterme Yükümlülüğü: Tutuklu yürüyen bir davada, adli makamların yargılamayı makul sürede bitirmek için özel bir çaba ve özen göstermesi beklenir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, masumiyet karinesinin ve kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali anlamına gelir. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-102-tutuklulukta-gececek-sure.html, CGK 2011/28 K. kararı içindeki AİHM içtihatları bölümü)