Metin yazarı, avukatın ceza sorumluluğu konusunda 'yasal boşluk' olduğunu ve bu boşluğun 'yasa düzenlemesi yapılarak giderilmesi' gerektiğini savunmaktadır. Bu 'yasal boşluk' iddiasının temelini ne oluşturmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #66808

Bu 'yasal boşluk' iddiasının temelini, TCK'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte ortaya çıkan hukuki belirsizlik oluşturmaktadır. Temel dayanaklar şunlardır: 1) Avukatlık Kanunu m.62'nin Zımnen İlgası: Avukatların görev suçlarını TCK m.257'ye (görevi kötüye kullanma) atıfla düzenleyen bu özel hükmün, Yargıtay tarafından TCK m.5 gereği zımnen ilga edilmiş sayılması. 2) TCK m.6'daki Çelişki: Kanun metninin avukatı 'yargı görevi yapan' olarak ayrı tanımlarken, bağlayıcı olmayan gerekçenin onu 'kamu görevlisi' sayması. 3) İçtihat Farklılığı: Bu belirsizlik nedeniyle Yargıtay daireleri arasında, aynı eylemin 'zimmet' mi yoksa 'güveni kötüye kullanma' mı olduğu konusunda uzun süre devam eden içtihat farklılığının bulunması. Yazar, 'kanunilik' ilkesi gereği, ceza sorumluluğunun sınırlarının bu kadar belirsiz olamayacağını, bu nedenle Avukatlık Kanunu'nda veya TCK'da, avukatların görev suçlarından sorumluluğunu net bir şekilde düzenleyen yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu savunmaktadır. (sen.av.tr/tr/makale/avukat-kamu-gorevlisi-midir)