TCK m.86/2 kapsamındaki basit yaralamanın ölüme yol açtığı durumlarda, Yargıtay'ın TCK m.85'i (taksirle öldürme) uygulamasını eleştiren doktrin, bu durumlarda failin sorumluluğunun nasıl belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır?
Bu uygulamayı eleştiren doktrin, Yargıtay'ın kanundaki boşluğu kıyas yoluyla doldurmak yerine, her somut olayda ceza hukukunun genel prensiplerini uygulayarak bir sonuca varması gerektiğini savunmaktadır. Buna göre izlenmesi gereken yol şudur: 1) İlk olarak, failin eylemi olan TCK m.86/2'deki basit yaralama suçundan sorumluluğu sabittir. 2) İkinci olarak, meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulup tutulamayacağı, 'objektif isnadiyet' kurallarına göre değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmede kritik soru şudur: Meydana gelen ölüm neticesi, failin yarattığı hukuken relevant (önemli) riskin bir sonucu mudur ve bu netice fail tarafından öngörülebilir miydi? 3) Eğer somut olayın özelliklerine göre ölüm neticesi, fail tarafından öngörülebilir bir sonuç ise, fail hem TCK m.86/2'den (gerçek içtima kuralları gereği TCK m.85 içinde erir) hem de TCK m.85'ten (taksirle öldürme) sorumlu tutulmalıdır. 4) Ancak, eğer ölüm neticesi, mağdurun tamamen atipik, bilinmeyen bir bünyesel zayıflığından kaynaklanıyorsa ve fail açısından öngörülebilir değilse, bu durumda ölüm neticesi faile objektif olarak isnat edilemez. Fail, bu neticeden sorumlu tutulamaz ve sadece işlediği temel suç olan TCK m.86/2'den (basit kasten yaralama) cezalandırılmalıdır. (sen.av.tr/tr/makale/kast-ve-taksir-kavramlari-isiginda-tckm.85-86/2-ve-87/4)