Hakaret suçunun önödemeye tabi tutulması, mağdurun 'iç huzurunu sağlama hakkı'nı nasıl etkilemektedir? Failin, önödemeyi kabul etmesinin her zaman suçu kabul ettiği anlamına gelip gelmeyeceğini tartışınız.
Önödeme, mağdurun 'iç huzurunu sağlama hakkı'nı elinden almaktadır. Uzlaştırma sürecinde mağdur, faille yüzleşme, ondan bir özür duyma veya manevi zararının bir edimle telafi edilmesini talep etme imkanına sahiptir. Bu, onarıcı adalet anlayışına uygun olarak mağdurun manevi tatminini ve iç huzurunu sağlayabilir. Önödeme ise süreci tamamen devlet ile fail arasına indirger ve mağduru dışarıda bırakır. Failin önödemeyi kabul etmesi de her zaman suçu ikrar ettiği anlamına gelmez. Metinde de belirtildiği gibi, masum bir kişi, yargılamanın getireceği stres, masraf, zaman kaybı veya adli bir hataya kurban gitme endişesiyle, suçsuz olduğunu düşünmesine rağmen pratik bir çözüm olarak önödemeyi kabul edebilir. Bu durum, önödemenin adaleti tesis etmekten çok, adli sistemi rahatlatmaya yönelik bir mekanizma olduğu eleştirisini güçlendirir. (sen.av.tr/tr/makale/hakaret-sucunda-onodeme-ve-yeni-usul)