TCK m.125/3-b ve 125/3-c'de düzenlenen, kişinin dini, siyasi, felsefi inancından veya mensup olduğu dinin kutsal değerlerinden bahisle işlenen hakaret suçlarının da önödemeye tabi tutulmasının, bu değerlerin korunması açısından ne gibi sakıncalar doğurabileceğini tartışınız.
Bu nitelikli hallerin önödemeye tabi tutulması, korunan hukuki değerler açısından sakıncalar doğurabilir. Bu fıkraların amacı, sadece bireyin onurunu değil, aynı zamanda toplumun temelini oluşturan inanç özgürlüğünü, farklılıklara saygıyı ve toplumsal barışı da korumaktır. Bu tür hakaretler, genellikle bireyi aşan ve bir gruba veya değere yönelik saldırı niteliği taşıyan, toplumsal kutuplaşmayı artırma potansiyeli yüksek eylemlerdir. Bu ağırlaştırılmış suç tiplerinin, failin bir miktar para ödeyerek kovuşturmadan kurtulabileceği bir mekanizmaya (önödeme) tabi tutulması, bu eylemlerin ciddiyetini azalttığı ve devletin bu değerleri koruma konusundaki kararlılığını zayıflattığı şeklinde yorumlanabilir. Mağdurun ve temsil ettiği değerlerin süreç dışı bırakılması, onarıcı adalet anlayışıyla da çelişir ve suçun önleyiciliği ilkesini zedeleyebilir. (sen.av.tr/tr/makale/hakaret-sucunda-onodeme-ve-yeni-usul'deki genel eleştirilerden yola çıkılarak yorumlanmıştır.)