Osman Ç. olayında, hükümlü Belçika'dan Türkiye'ye 28.06.2013'te getirilmiştir. Bu tarihte yürürlükte olan 3002 sayılı Kanun'un, daha sonra yürürlüğe giren 6706 sayılı Kanun'dan 'infazın devri' ve 'hükümlü nakli' ayrımı açısından temel farkı neydi?
Osman Ç. nakledildiğinde yürürlükte olan mülga 3002 sayılı Kanun, hükümlünün infazının devredilmesi için Türkiye'de mi yoksa yabancı bir ülkede mi bulunduğuna ilişkin bir ayrım yapmıyordu. Her iki durumda da, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de infazı için 'yerine getirme kararı' adını verdiği bir uyarlama yargılaması yapılmasını öngörüyordu. 05.05.2016'da yürürlüğe giren 6706 sayılı Kanun ise bu konuda net bir ayrım getirmiştir. Hükümlü Türkiye'de ise 'infazın devri' usulü ve 'uyarlama kararı' öngörülürken, hükümlü yabancı ülkede ise 'hükümlü nakli' usulü benimsenmiş ve bu durumda uyarlama kararı verilmeden yabancı mahkeme kararının aynen infaz edileceği düzenlenmiştir. Yani, 3002 sayılı Kanun'da tek bir prosedür varken, 6706 sayılı Kanun'da hükümlünün bulunduğu yere göre iki farklı prosedür getirilmiştir. (sen.av.tr/tr/makale/belcikadan-turkiyeye-nakledilen-hukumlunun-ceza-infazı)