TCK m.22'ye göre 'basit taksir' ile 'bilinçli taksir' arasındaki ayrımı, failin neticeyi 'öngörme' durumu açısından açıklayınız.
Taksir, genel olarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu suçun kanuni tanımındaki neticenin istenmeden gerçekleştirilmesidir. Bu iki tür arasındaki temel ayrım, failin neticeyi öngörüp öngörmediği noktasındadır. 1) Basit taksir (TCK m.22/2): Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranır, ancak bu davranışının suç teşkil eden bir neticeye yol açabileceğini 'öngörmez'. Burada öngörülebilir bir neticenin öngörülmemesi söz konusudur. 2) Bilinçli taksir (TCK m.22/3): Fail, hareketinin suç teşkil eden bir neticeye yol açabileceğini 'öngörür', fakat bu neticenin gerçekleşmesini istemez. Fail, şansına, tecrübesine veya yeteneğine güvenerek 'bir şey olmaz' düşüncesiyle hareketine devam eder. Her ikisinde de netice istenmemektedir, ancak bilinçli taksirde öngörülen bir riskin alınması, basit taksirde ise öngörülmesi gereken bir riskin farkında olunmaması durumu vardır. Bu nedenle bilinçli taksirin cezası daha ağırdır (sen.av.tr/tr/makale/kast-ve-taksir-kavramlari-isiginda-tckm.85-86/2-ve-87/4).