Kasten yaralama suçunun gebe bir kadına karşı işlenmesi durumunda, TCK m.87/1-e ('çocuğun vaktinden önce doğması') ile TCK m.87/2-e ('çocuğun düşmesi') arasındaki ayrım nasıl yapılır? Bu iki halin manevi unsur açısından bir farkı var mıdır?
Bu iki nitelikli hal arasındaki temel ayrım, çocuğun canlı doğup doğmadığıdır. Failin gebe kadına yönelik kasten yaralama eylemi sonucunda, çocuk normal doğum zamanından önce ancak 'canlı' olarak doğarsa, TCK m.87/1-e (vaktinden önce doğum) uygulanır ve ceza bir kat artırılır. Eğer failin eylemi sonucunda cenin anne rahminden ayrılır ve 'ölü' olarak doğarsa (düşük) veya anne karnında ölürse, TCK m.87/2-e (çocuğun düşmesi) uygulanır ve bu daha ağır netice nedeniyle ceza iki kat artırılır. Manevi unsur açısından her iki halde de failin kastı mağdur olan kadını yaralamaya yöneliktir. Failin çocuğun düşmesini veya erken doğmasını ayrıca kastetmesi gerekmez. Ancak TCK m.23 uyarınca, bu ağır neticelerden sorumlu tutulabilmesi için failin en azından taksirle hareket etmiş olması, yani gebe bir kadını yaralamanın bu tür sonuçlar doğurabileceğinin öngörülebilir olması gerekir. Ayrıca, Yargıtay failin mağdurun gebe olduğunu bilmesini de aramaktadır (kadimhukuk.com.tr/makale/neticesi-sebebiyle-agirlasmis-yaralama-sucu-ve-cezasi/).