Avukatın müvekkili adına tahsil ettiği alacaktan kendi vekalet ücretini mahsup etmesi ve kalanını müvekkile ödemesi durumunda, müvekkilin paranın eksik verildiğini iddia etmesi halinde avukatın cezai sorumluluğu her zaman doğar mı? 'Hapis hakkı' kavramını ve bu durumun cezai sorumluluğa etkisini açıklayınız.
Hayır, avukatın cezai sorumluluğu her zaman doğmaz. Avukatlık Kanunu m.166, avukatın, müvekkili hesabına aldığı paralar veya başka değerler üzerinden, vekalet ücreti ve gider alacakları oranında 'hapis hakkı'na sahip olduğunu düzenler. Bu, avukatın alacağını tahsil edene kadar müvekkile ait parayı veya malı elinde tutabilmesi anlamına gelen bir medeni hukuk kurumudur. Eğer avukat, müvekkili adına tahsil ettiği paradan, sözleşmeye veya tarifeye uygun vekalet ücreti alacağını mahsup edip kalanını müvekkile vermişse ve bu konuda bir ihtilaf varsa, olay genellikle bir ceza davası değil, bir hukuk davası (alacak davası) niteliğindedir. Ancak, avukatın hapis hakkını aşan bir miktarı alıkoyması, kötü niyetli hareket etmesi ve parayı mal edinme kastıyla hareket ettiğinin ispatlanması durumunda 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçu oluşabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/15-594 E. sayılı kararında da, avukatın hapis hakkını kullanmadan önce müvekkilini bilgilendirme yükümlülüğüne ve bu hakkın sınırlarına vurgu yapılarak, bu koşullar araştırıldıktan sonra suçun unsurlarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.