Avukatların 'yargı görevi yapan' sayılmasının, rüşvet suçu (TCK m.252) açısından ne gibi bir sonucu vardır? Görevi kötüye kullanma (TCK m.257) suçu açısından durum nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #66664

Avukatların 'yargı görevi yapan' olarak tanımlanması, rüşvet suçu açısından doğrudan bir sonuç doğurur. Çünkü TCK m.252/7, rüşvet suçunun failleri arasında 'yargı görevi yapan' kişileri açıkça saymıştır. Bu nedenle bir avukatın, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için yarar sağlaması halinde rüşvet suçunun faili olması mümkündür. Ancak, görevi kötüye kullanma suçu (TCK m.257) açısından durum farklıdır. TCK m.257, failin 'kamu görevlisi' olmasını şart koşar ve 'yargı görevi yapan' ifadesine ayrıca yer vermez. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 62. maddesi, avukatların görevi kötüye kullanma suçundan TCK m.257'ye göre cezalandırılacağını belirtmekteydi. Ancak Yargıtay, TCK m.5'in yürürlüğe girmesiyle bu özel hükmün zımnen ilga edildiğini kabul etmektedir. Bu durum, avukatların görevi kötüye kullanma suçundan sorumlu tutulması konusunda bir yasal boşluk olduğu ve 'kanunilik' ilkesi gereği, açık bir atıf veya düzenleme olmaksızın bu suçtan cezalandırılamayacakları yönünde ciddi bir argüman oluşturmaktadır (sen.av.tr/tr/makale/avukat-kamu-gorevlisi-midir).