Anayasa Mahkemesi'nin 16.09.2020 tarihli, 2018/24939 başvuru numaralı kararında, serbest avukatlık mesleğinin 'kamu hizmetinde istihdam' olarak kabul edilip edilemeyeceği nasıl değerlendirilmiştir? Bu kararın, avukatın TCK anlamında 'kamu görevlisi' sayılıp sayılmayacağı tartışmasına etkisini yorumlayınız.
Anayasa Mahkemesi, anılan kararında serbest avukatlık mesleğinin bir 'kamu hizmetinde istihdam' olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; serbest avukatlığın devletin hiyerarşisine dahil olmayan serbest bir meslek olduğu, avukatların devletten maaş almadığı, müvekkillerini seçmede serbest oldukları, iş ve işlemlerinden devletin mali veya hukuki sorumluluğunun bulunmadığı vurgulanmıştır. AYM'ye göre, serbest avukatlık bir istihdam ilişkisine dayanmamaktadır. Bu karar, doğrudan TCK m.6'daki tanımı yorumlamasa da, avukatın statüsüne ilişkin önemli bir tespittir. Avukatın devlet hiyerarşisi içinde bir 'kamu görevlisi' olarak değil, kamu hizmeti gören ancak bağımsız bir 'yargı mensubu' olduğu görüşünü güçlendirmektedir. Bu yorum, Yargıtay'ın avukatların işlediği mali suçları 'zimmet' yerine 'güveni kötüye kullanma' olarak nitelendiren görüşünü destekler niteliktedir, çünkü 'kamu görevlisi' statüsünün temelini oluşturan istihdam ve hiyerarşi bağının bulunmadığını ortaya koymaktadır (sen.av.tr/tr/makale/avukat-kamu-gorevlisi-midir).