Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda (TCK m. 23) failin ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için hangi manevi unsurun varlığı aranır? Bu ilkenin 765 sayılı TCK'dan farkı nedir?
TCK m. 23 uyarınca, bir fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için 'bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi' gerekir. Bu, failin kastetmediği ağır sonucun en azından öngörülebilir olması ve failin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesi gerektiği anlamına gelir. Bu ilke, mülga 765 sayılı TCK'daki objektif sorumluluk anlayışından temel bir kopuşu ifade eder. Eski kanun döneminde, hareket ile sonuç arasındaki nedensellik (illiyet) bağının varlığı sorumluluk için yeterli görülürken, 5237 sayılı TCK kusur ilkesini benimseyerek, failin taksirinin dahi bulunmadığı öngörülemez neticelerden sorumlu tutulmasını engellemiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kast-ve-taksir-kavramlari-isiginda-tckm.85-86/2-ve-87/4)