Bir davada, davalıya tebliğ edilen dava dilekçesinde, HMK m. 129/1-e uyarınca 'dayanılan delillerin' hiç gösterilmediğini varsayalım. Bu durumun hukuki sonucu nedir? Mahkeme bu dilekçeyi doğrudan reddedebilir mi?
Bu soru, HMK m. 119'un yorumuyla ilgilidir. HMK m. 129, cevap dilekçesinin içeriğini düzenlerken, HMK m. 119 dava dilekçesinin içeriğini düzenler. Sorunun dava dilekçesiyle ilgili olduğu varsayılırsa, HMK m. 119/1-f'ye göre, 'İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği' dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu bir unsurdur. HMK m. 119/2 ise, bu (f) bendi eksik olduğunda hakimin ne yapacağını değil, hangi bentler eksik olduğunda süre vereceğini saymıştır. Bu durum, (f) bendindeki eksikliğin, süre verilmeksizin doğrudan davanın usulden reddine (veya kanundaki deyişle açılmamış sayılmasına) yol açan bir eksiklik olduğu şeklinde yorumlanabilir. Ancak, Yargıtay'ın genel eğilimi, özellikle HMK'dan sonra, aşırı şekilcilikten kaçınmak ve hukuki dinlenilme hakkını korumak yönündedir. Uygulamada, delillerin hiç gösterilmemesi gibi temel bir eksiklik halinde dahi, mahkemeler genellikle ön inceleme duruşmasında tarafa delillerini sunması için HMK m. 140/5 uyarınca iki haftalık kesin süre vermektedir. Eğer taraf bu kesin süreye rağmen delillerini bildirmezse, o delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılır (HMK m. 145). Dolayısıyla, dilekçenin doğrudan reddedilmesi yerine, ön incelemede süre verilerek eksikliğin giderilmesine imkan tanınması, adil yargılanma ilkesine daha uygun bir yaklaşımdır.