Yasadışı bahis oynatma suçundan (7258 s. Kanun m. 5) yargılanan bir sanığın işyerinde yapılan aramada çok sayıda oynanmış kupon bulunmuş, ancak bilgisayar incelemesinde bahis oynandığına dair somut bir bulguya rastlanmamıştır. Sanık, savunmasında kuponları kendisinin başka yerde oynadığını, işyerinde kimseye bahis oynatmadığını iddia etmiştir. Bu durumda sanığın mahkumiyeti için deliller yeterli midir? Yargıtay'ın 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini bu tür davalarda nasıl uyguladığını tartışınız.
Bu deliller, tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Yasadışı bahis 'oynatma' suçunun (m. 5/1-a) ispatı için, sanığın başkaları adına bahis organize ettiğinin veya başkalarının oynamasına yer/imkan sağladığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerekir. Metindeki Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2019/734 K. sayılı kararı ve 2016/13713 K. sayılı kararı bu konuda yol göstericidir. Sadece oynanmış kuponların bulunması, sanığın bu kuponları 'oynattığını' değil, sadece 'oynadığını' da gösterebilir. Sanığın savunması da bu yöndedir. Bilgisayar incelemesinden de destekleyici bir delil (çok sayıda kupon oluşturma, farklı kişilere ait hesaplar, para transferi kayıtları vb.) elde edilememiştir. Bu durumda, sanığın savunmasının aksini kanıtlayan, yani kuponların başkaları için düzenlendiğini gösteren başka bir delil (tanık beyanı, ikrar vb.) yoksa, ortada makul bir şüphe durumu vardır. Ceza yargılamasının temel ilkesi olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi gereğince, sanığın fiilinin daha hafif olan 'bahis oynama' kabahati (m. 5/1-d) mi, yoksa 'bahis oynatma' suçu mu olduğu kesin olarak ayırt edilemediğinde, sanık lehine olan yorum benimsenmelidir. Bu delil durumuyla, 'oynatma' suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, varsayıma dayanacağı için hukuka aykırı olur ve beraat kararı verilmesi gerekir.