Bir hukuk davasında, görevsizlik kararı verilebilmesi için dilekçeler teatisi aşamasının tamamlanması gerektiği Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Bu kuralın arkasındaki mantık nedir? Davacının, dilekçeler teatisi sırasında görevli mahkemeyi değiştirebilecek bir hamle yapması mümkün müdür?
Bu kuralın arkasındaki temel mantık, HMK'nın iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına getirdiği yeni yaklaşımdır. 1086 sayılı HMUK döneminde, bu yasak dava ve cevap dilekçelerinin verilmesiyle başlarken, 6100 sayılı HMK bu yasağı dilekçeler teatisinin sonuna, yani davacının cevaba cevap ve davalının ikinci cevap dilekçesi verme sürelerinin sonuna kadar ötelemiştir (HMK m. 141). Metindeki Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/144 K. sayılı kararında da bu duruma işaret edilmiştir. Bu, şu anlama gelir: Davacı, davalının cevap dilekçesine karşı sunacağı 'cevaba cevap' dilekçesinde, davasını veya talep sonucunu değiştirerek veya genişleterek, başlangıçta görevsiz olan bir mahkemeyi görevli hale getirebilir. Örneğin, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan bir davada, davacı cevaba cevap dilekçesiyle talebini, Tüketici Mahkemesi'nin veya Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına giren bir niteliğe büründürebilir. Mahkemenin, davalıya cevap hakkı tanımadan veya dilekçeler teatisi tamamlanmadan görevsizlik kararı vermesi, davacının bu usuli hakkını kullanmasını engeller. Bu nedenle, mahkemenin görev konusunda karar verebilmesi için tarafların tüm iddia ve savunmalarını sunmuş olmaları ve davanın hukuki niteliğinin tam olarak netleşmiş olması gerekir.