TCK m. 216/2 ve 216/3'te düzenlenen suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi durumunda teşebbüs nasıl mümkün olabilir? Bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65621

TCK m. 216/2 (halkın bir kesimini aşağılama) ve m. 216/3 (dini değerleri aşağılama) suçları, 'sırf hareket' suçlarıdır. Yani, kanuni tanımda belirtilen hareketin (aşağılama) yapılmasıyla suç tamamlanır, ayrıca bir neticenin doğması aranmaz. Sırf hareket suçlarında kural olarak teşebbüs zordur. Ancak, eğer suçun icrasını oluşturan hareketler kısımlara bölünebiliyorsa, teşebbüs mümkün hale gelir. Basın ve yayın yoluyla işlenme hali, bu duruma tipik bir örnektir. Metinde de belirtildiği gibi, failin halkın bir kesimini aşağılayan bir yazıyı hazırlayıp gazetede veya dergide basılması için matbaaya göndermesi, suçun icra hareketlerine başlamasıdır. Eğer bu yazı matbaada basılır, ancak dağıtımı yapılmadan (örneğin polis baskınıyla) yakalanırsa, 'alenen aşağılama' fiili tam olarak gerçekleşmemiş olur. Çünkü aşağılayıcı içeriğin kamuya ulaşması (dağıtım) engellenmiştir. Bu durumda fail, elinde olmayan bir nedenle suçu tamamlayamamış olur ve eylemi TCK m. 216/2 veya 3'e 'teşebbüs' aşamasında kalmış sayılır. Fail, TCK m. 35 uyarınca indirimli bir ceza ile cezalandırılır.