Bir işveren, iflas ettiğini iddia ederek işçisinin iş akdini feshetmiş, ancak daha sonra aynı işyerini başka bir isim altında işletmeye devam etmiştir. İşçinin bu durumu 'iş ve çalışma hürriyetinin ihlali' olarak dava etmesi durumunda, eylem TCK m. 117/1 kapsamında değerlendirilebilir mi? 'Hukuka aykırı başka bir davranış' unsurunu bu bağlamda yorumlayınız.
Bu eylemin TCK m. 117/1 kapsamında değerlendirilmesi zordur. Yargıtay'ın genel yaklaşımına göre (YCGK-K.2017/498), iş akdinin feshi, haksız veya muvazaalı (hileli) dahi olsa, temelde bir iş hukuku uyuşmazlığıdır ve kendi hukuki sonuçlarını doğurur. İşçinin bu durumda başvurması gereken yol, işe iade davası, kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacakları için hukuk davası açmaktır. İşverenin eylemi, her ne kadar kötü niyetli ve hukuka aykırı olsa da, TCK m. 117/1'in aradığı anlamda, işçinin 'çalışmasını fiilen engelleyen' bir cebir, tehdit veya benzeri bir davranış değildir. 'Hukuka aykırı başka bir davranış' ibaresi, genellikle işyerine girişi engellemek, çalışma aletlerine el koymak, işçiyi haksız yere işyerinden uzaklaştırmak gibi fiili engellemeleri kapsar. İşverenin iflas iddiasıyla sözleşmeyi feshetmesi, hukuki bir işlem görünümü altındadır ve bu işlemin geçersizliği veya muvazaalı olduğu hukuk mahkemelerinde tespit edilebilir. Dolayısıyla, bu eylem, ceza hukuku anlamında iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu değil, iş hukukunun ve borçlar hukukunun yaptırımlarına tabi bir haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık oluşturur.