Bir boşanma davasında, kişisel verilerin korunması hakkı (KVKK) ile ispat hakkı (HMK m. 189) arasında bir çatışma yaşandığında, mahkeme bu iki temel hak arasında nasıl bir denge kurmalıdır? Hangi durumlarda ispat hakkı, hangi durumlarda kişisel verilerin korunması hakkı üstün tutulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65616

Bu iki temel hakkın çatışması durumunda mahkeme, 'ölçülülük' ilkesi çerçevesinde bir 'menfaatler dengesi' analizi yapmalıdır. Mutlak bir üstünlük söz konusu değildir; her somut olayın özelliğine göre bir değerlendirme yapılır. **İspat Hakkının Üstün Tutulabileceği Durumlar:** 1) İddia edilen vakıanın (örn. sadakatsizlik) başka türlü ispatının imkansız veya aşırı derecede zor olması. 2) Elde edilen delilin, özel hayatın 'çekirdek alanına' (cinsel yaşam, sağlık sırları gibi en mahrem alanlar) değil, daha dış katmanlarına ilişkin olması. 3) Delilin, bir komplo veya tuzakla 'yaratılmamış', mevcut bir durumun 'tespiti' niteliğinde olması. 4) Veri işlemenin, KVKK m. 5/II(e) uyarınca bir hakkın korunması için 'zorunlu' ve 'ölçülü' olması. Örneğin, ortak alanda unutulan bir mektubun bulunması. **Kişisel Verilerin Korunması Hakkının Üstün Tutulacağı Durumlar:** 1) Delilin, kişinin özel hayatının çekirdek alanını ihlal etmesi. 2) Aynı vakıanın tanık, banka kaydı gibi daha az müdahaleci yöntemlerle ispatının mümkün olması. 3) Delilin, şifre kırma, gizli kamera yerleştirme, casus yazılım kullanma gibi ağır hukuka aykırılıklar içeren yöntemlerle elde edilmesi. 4) Delilin, dava konusuyla ilgisiz, sırf karşı tarafı küçük düşürme veya taciz etme amacıyla sunulması. Mahkeme, bu dengeyi kurarak delilin hukuka uygun olup olmadığına ve hükme esas alınıp alınamayacağına karar verir.