HMK m. 119/2, dava dilekçesindeki bazı eksiklikler için hakimin bir haftalık kesin süre vereceğini, bu sürede eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın 'açılmamış sayılacağını' hükme bağlamıştır. Mahkemenin bu durumda 'davanın reddine' karar vermesi ile 'davanın açılmamış sayılmasına' karar vermesi arasında ne gibi hukuki sonuç farkları vardır?
Bu iki karar arasında önemli hukuki sonuç farkları vardır. 1) **Davanın Reddi Kararı:** Bu karar, davanın esasına ilişkin bir inceleme yapıldıktan sonra verilen ve uyuşmazlığı esastan çözen bir karardır. Örneğin, 'iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine' karar verilir. Bu karar, kesinleştiğinde 'kesin hüküm' (HMK m. 303) teşkil eder. Bu, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak aynı konuda yeniden dava açılamayacağı anlamına gelir. 2) **Davanın Açılmamış Sayılması Kararı:** Bu karar, davanın esasına hiç girilmeden, usule ilişkin bir eksiklik (dilekçedeki eksikliğin tamamlanmaması, harcın yatırılmaması, davanın takipsiz bırakılması vb.) nedeniyle verilen bir karardır. Bu karar, davanın esası hakkında bir yargı içermediği için 'kesin hüküm' teşkil etmez. Dolayısıyla, davası 'açılmamış sayılan' davacı, harcını yeniden yatırarak ve usuli eksikliği gidererek, zamanaşımı veya hak düşürücü süreler dolmadığı sürece, aynı davayı yeniden açabilir. Mahkemenin, HMK m. 119/2'deki bir eksiklik nedeniyle 'davanın reddine' karar vermesi, davacının yeniden dava açma hakkını elinden alacağı için hatalıdır. Doğru karar, 'davanın açılmamış sayılmasına' karar vermektir. (Bkz: Yargıtay 20. HD, 2017/5289 K.)